Küresel Isınma

Mayıs 29, 2017

Ersin Çırak

Arte Çevre Mühendisi

KÜRESEL ISINMA NEDİR?

 

Dünyadaki tüm oksijene sahip olun, CO2 seviyesi yüzde 1’in üzerine çıktı mı uyku bastırmaya başlar. Yüzde 2’de sarhoş gibi olursunuz. Yüzde 5’te, bilincinizi kaybetmeniz an meselesidir. Yüzde 8 sizi eninde sonunda öldürecektir. Hayatta kalmak oksijenle alakalı değildir, CO2’den kurtulmakla alakalıdır.”

- Andy Weir (Marslı isimli romanından)

 

Gezegenimiz; gözlenebilir evren içersinde -ki bu, tahayyül etmenizin imkansız olduğu bir alan demek- organik yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. Dünya’da karbon temelli yaşam formlarının varlığını sürdürmesini sağlayan ana etmenlerden biri hiç kuşkusuz gezegenimizi sarıp sarmalayan atmosfer tabakası. Bu tabaka, gerek gezegenimiz üzerindeki atmosfer basıncı gerekse de içeriğindeki solunabilir gaz oranları ile yaşam için mükemmel koşullar barındırmakta. Ancak, bunlar dışında bir özelliği daha içerisinde barındırıyor ki o olmadan ne atmosfer basıncının ne de solunabilir gaz oranlarının pek bir önemi kalıyor. Bu özellik “sera etkisi”dir.

 

Sera etkisi, güneşten gelen ısı radyasyonunun gezegen yüzeyinden uzaya geri yansımasını kısıtlar. Bu etki atmosferdeki karbondioksit, su buharı ve metan moleküllerinin simetrik yapısından kaynaklanır. Denebilir ki, dünya güneşten gelen ısı radyasyonundan daha fazla miktarda yüzeyinden yansıyan radyasyonun bahsettiğimiz sera etkisi nedeni ile atmosferde tutulması yolu ile ısınır. Böylece, Dünya’da gece ve gündüz sıcaklık farkları azalır ve anlamlı bir ortalama sıcaklık değerinden bahsedilebilir.

 

Bu etkinin yaşamsal önemini gezegenimizin Güneş Sistemi’ndeki iki yörüngesel komşusu Mars ve Venüs ile kıyaslayarak pekiştirelim. Dünyamızın yörüngesi Mars ve Venüs yörüngelerinin ortasında yer alır. Venüs, Dünyadan sonraki Güneş’e en yakın gezegendir ve atmosferinin yaklaşık %95’ini karbondiksit oluşturur. Dolayısıyla Venüs atmesferinde de bir sera etkisinden bahsetmek yanlış olmaz. Ancak, Venüs atmosferinin barındırdığı karbondioksit oranı Dünya’nınkinden (ki bizim atmosferimizde bu oran %0.034’tür) akıl almaz derecede yüksektir. Güneşten gelen ısı radyasyonunun gezegen yüzeyinden uzaya yansıma şansı yok gibidir. Bunun da sonucu 464 °C’lik ortalama gezegen sıcaklığıdır. Diğer komşumuz Marsta ise atmosfer basıncı Dünya ile kıyaslanınca çok çok düşüktür. Dolayısıyla sera etkisi barındıracak bir atmosferden bahsedilemez. Bunun da sonucu gece ve gündüz sıcaklık farkının büyüklüğüdür. Öyle ki Mars’ta gece dilimi ortalama sıcaklığı -143 °C iken gündüz dilimi sıcaklığı 35 °C’dir.

 

Buradan çıkarılacak sonuç, sera gazı etkisinin varlığı yetmez, önemi olan bu etkinin var olan koşullarının devamlılığıdır. Dolayısıyla, küresel ısınma olgusundan bahsetmenin zamanı geldi.

 

Son 150 yıldır Dünya atmosferinin ortalama sıcaklığı artma eğiliminde. Yaklaşık on sene öncesine kadar bu eğilimin insan kaynaklı olup olmadığı tartışması küresel ısınma konusunda insanları iki ayrı kutba bölüyordu. Ancak, günümüzde, bu sıcaklık artışının insan kaynaklı olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır diyebiliriz. Yani türümüz, atmosferimizdeki sera gazı ibresinin Venüs gezegenindeki koşullara (464 °C ) doğru kaymasından sorumlu.

 

Bunu nasıl yapıyoruz?

 

Yaklaşık 3,5 milyar yıldır karbon temelli bir yaşam sistemine ev sahibliği yapan bir gezegenin atmosferindeki %0,034 oranındaki karbondioksit konsantrasyonu kulağa çok düşükmüş gibi gelebilir. Çünkü bir canlı öldükten sonra barındırdığı karbon yerinde durmuyor. Ayrıştırıcı mikroorganizmalar tarafından metan formunda atmosfere salınıyor. Eğer, yaşam tarihi boyunca var olan canlılar bahsettiğimiz ayrıştırma sürecinden geçseydi ne ben şu an bu satırları yazıyor olurdum ne de siz bu veya herhangi bir metni okuyor olurdunuz. Peki ne oldu da atmosferdeki karbon seviyesi (3,5 milyar yıllık yaşanmışlığa rağmen) %0,034 seviyesinde kaldı? Şu an yaşayabilmemizin nedeni bahsettiğimiz karbon kütlesinin ayrıştırılıp atmosfere salınmaması, toprak altında fosil formunda olmasıdır.

 

Dolayısıyla, yukarıda sorduğumuz sorunun cevabı türümüzün çeşitli ihtiyaçları için yeraltında hapsolmuş fosil formundaki karbonu enerji için yakıp atmosfere salmamızdan başka bir şey değildir. Bu tür metinlerde uzun uzadıya bahsedilen sanayi devrimi ile başlayıp bugüne devam eden üretim sürecinden bu yazıda bahsetmeyeceğiz. Ancak, umuyoruz ki küresel ısınma sorunun temelini ifade edebilmişizdir.

 

Nedeni insanı hayrete düşürecek kadar basit olan bu sürecin tehlikeleri konusunda neredeyse günümüze kadar fikir birliğine varılamaması üzücüdür. Daha da üzücü olan bu konu ile alakalı uluslararası düzeyde gerçekleştirilen toplantılar sonucu oluşturulan anlaşmaların soruna çare olmaktan çok uzak olmasıdır.

 

Bu antlaşmalar ve ülkelere bağladıkları yükümlülükler bir sonraki yazımızın konusudur.

 

Ersin Çırak - 2017 Mayıs

 

Organize Sanayi Bölgelerinde Çevre Yönetimi

Ara. 1, 2014

arte

Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre için, doğru yönetim imkanları sunan yapılardır. OSB'ler, sanayi tesisinin altyapı ve üstyapı ihtiyaçlarının, planlı ve etkili şekilde karşılanma imkanının olduğu belli bir ihtisas alanına veya karma sanayiye ayrılmış bölgelerdir.

Ülkemizde 12/04/2000 tarih ve 4562 numaralı kanun ile hayatımıza girmiş ve sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla; sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dahilinde gerekli idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları, teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu kanununa göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgeleri ni ifade etmiştir.

2010 verilerine göre ülke genelinde kurulu OSB'lerde TÜİK'in yapmış olduğu istatistiklere göre 226 milyon m3 temiz su kullanılmıştır. Bu suyun %43,8’i kuyudan, %18,7’si akarsudan, %19’u kaynaklardan, %10,8’i şehir şebekesinden, %7,7’si ise diğer kaynaklardan çekilmiştir. Kullanılan suyun 190 milyon m3'ü atık su olmuş, bu atık suyun %70'i akarsulara %9'u kanalizasyon sistemlerine ve %15'i diğer alıcı ortamlara verilmiştir. Anket kapsamındaki OSB’ler tarafından 2010 yılında toplam 161 milyon m3 atıksu arıtılmıştır. Arıtılan atıksuyun %58,5’ine gelişmiş(ileri), %40,1’ine biyolojik, %1,4’üne ise fiziksel ya da kimyasal arıtma uygulanmıştır. Ayrıca OSB şebekeleri ile toplanan 7,8 milyon m3 atıksu arıtılmak üzere kooperatiflere ait atıksu arıtma tesislerine gönderilmiştir.

Anket sonuçlarına göre 2010 yılında OSB’ler tarafından ya da OSB adına 313 bin ton atık toplanmıştır. Toplanan atığın %28,2’si düzenli depolama sahalarında, %8,2’si yakma tesislerinde, %31,2’si çöplüklerde, %11,8’i ise diğer yöntemlerle bertaraf edilmiştir. Toplanan atığın %20,6’sı ise OSB sahasında geçici depolanmıştır denilmektedir.

Farklı imalat gruplarına yönelik sanayi bölgeleri kurulmasına rağmen kimya sektörüne yönelik imalatların gerçekleştirilmesi için planlanan OSB'de metalurji işlemleri yapan firmanın kurulmasına olanak verildiği pratik uygulamalar göze çarpmaktadır. Bu karışıklığın hemen hemen tüm OSB'lerde yaşandığı, ücreti karşılığında isteyenin istediği bölgede faaliyet gösterebildiği bir yapı ortaya çıkmıştır.

Başlangıçta atıkların çeveye en az zarar vermesini hedefleyen, kontrol edilebilir bir yapı oluşturulmaya çalışılıriken birden bire hangi sektörün hangi bögede olduğu takip edilemeyen bir yapı oluşmuş durumda

Bunda OSB yöneticilerinin OSB lerde arazisi bulunan tüzel yada gerçek kişilerin kişisel çıkarlarının payının boyutlarının saklanacak bir tarafı kalmamıştır.

Bu, kamuya ait arazilerin hiç bir çevresel risk analizine tabi tutulmadan OSB haline getirilmesi eğilimini arttırmakta ve yukarıda bahsedilen problemlere neden olmakta, atık yönetiminin zorlaştırılmasına ve çevresel verilerin takip edilebilirliği sürecinin karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Bu sanayileşme politikaları, çevre ile ilgili yürürlükte bulunan mevzuatın amaçlarına ters düşmekte ve sürdürülebilir çevre hedefinden uzaklaşılmasına neden olmaktadır.

Uğur Ertan – ARTE ÇEVRE Mühendisi

Tehlikeli Atık Taşıma Aracı Lisanslandırma Süreçleri

Ara. 1, 2014

arte

Ekosisteme insanın müdahalesi hassas dengeyi bozucu düzeye geldi. Uzun vadede çevresel açıdan sürdürelemez olan endüstrileşme ve sanayileşme, doğal kaynakların kalıcı olarak tahrip edilmesine sebep olmaktadır. Üretim tarzı, farklı ürünlerin ortaya çıkışına neden olmakta, aşırı tüketimi teşvik etmekte ve her geçen gün tehlikeli atıkların üretiminin ve kullanımının artışına neden olmaktadır. Ortaya çıkan kimyasal ve tehlikeli atıkların kontrolsüz şekilde taşınması, geri dönüşümü veya bertarafı ekosistem ile çevre ve insan sağlığı açısından yüksek oranda risk oluşturmaktadır.

Tehlikeli atıklar, tanımlı tehlikelilik özellikleri gösteren, atık tanımına uyan, sanayi artığı veya evsel kökenli maddelerdir. Tehlikeli atıklar, etkili bir atık yönetimi sürecinde işlenmez ise, hava, su ve toprak dengesini, insan ve canlı sağlığını tehdit eder. Yakın tarih fazlasıyla talihsiz örnekle doludur.

Tehlikeli atık yönetiminde kontrolsüz bir taşımacılığının yapılması, konusu çevresel açıdan risk oluşturan en önemli etmenlerden biridir. Atık taşımacılığı Çevre Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından lisanslandırılan araçlar ve çekicileri ile yapılmaktadır. Tehlikeli atık taşıma araçlarının lisanslandırılma işlemleri, 25755 sayılı ve 14.03.2005 tarihli Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (Değişiklik: Resmi Gazete 05.11.2013 - 28812), Tehlikeli Atık Taşıma Genelgesi (2005/11) ve 28532 sayılı ve 18.01.2013 tarihli Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ kapsamında değerlendirilerek yapılır. Tehlikeli atık taşıma lisansı almak isteyen firmalar ve/veya araçlar ilk olarak bağlı oldukları ilin Türk Standartları Enstitüsü Ürün Belgelendirme Müdürlüklerine başvuru yapmaktadırlar (Karayolu İle Tehlikeli Atık Taşıma Aracı Uygunluk Belgesi Talep Formu). İstenen tüm bilgi, belge, araç içi ve üstü gereksinimleri (Karayolu İle Tehlikeli Atık Taşıma Aracı İnceleme Raporu) tamamlandıktan sonra Araç Proje Onay Grup Başkanlığı'na Karayolu İle Tehlikeli Atık Taşıma Aracı Uygunluk Belgesi Müracaat Formu ve ücret dekontu ile başvuruaşamasını tamamlamaktadırlar. Yapılan dosya ve araç kontrolleri sonrası uygunluk belgesi almaya hak kazanan firmalara Karayolu İle Tehlikeli Atık Taşıma Aracı Uygunluk Belgeleri teslim edilmektedir.

Türk Standartları enstitüsünden onay alan firmalar bağlı bulundukları ilde bulunan Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'ne başvuru yapmaktadırlar. İl Müdürlüğü başvurularında firmalardan aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler talep edilmektedir.

 


  1. Araç yaşı (araç yaşı 10'u geçemez)

  2. Firma ve sahiplerinin adı, adresi, telefon numarası ve vergi numarası 3. Güncel ticaret sicil gazetesi

  3. İmza yetkilisine ait imza sirküleri

  4. Lisans alacak firma ve araçlar için taahhütname ( çevrenin korunması ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi)

  5. Araç ruhsat fotokopileri

  6. Araç sürücülerinin telefon numaraları ile kimlik, ehliyet ve SRC5 türü mesleki yeterlilik belgesi fotokopileri

  7. Araç sürücülerinin tesiste çalıştığını kanıtlayan sigorta kayıtları

  8. Araç ADR belgesi (ADR donanımına sahip olmayan araçlar 01.01.2014 tarihi itibari ile lisans alamamaktadırlar.

  9. Ulaştırma Yetki Belgesi (K Belgesi) ve taşıt kartı

  10. Güvenlik danışmanı belgesi (danışman nitelikleri Bakanlık tarafından henüz belirlenmediği için şu anda bu şart aranmamaktadır.)

  11. Tehlikeli atık zorunlu mali sorumluluk sigortası (Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası İçin Uygulanacak Asgari Sigorta Teminatları 01.01.2014 tarihi itibari ile aşağıdaki şekildedir.)
     

  12. Taşınacak atıkların, Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik Ek-4'e göre kod numaraları

  13. Aracın taşıtabileceği tehlikeli atık sınıfları (H kodları)

  14. Atıkların taşınacağı ambalaj türleri

  15. Taşınacak atıkların fiziksel ve kimyasal özellikleri

  16. Oluşabilecek kazalara karşı kullanılacak olan malzeme listesi ve acil müdahale planı

  17. Araçlara monte edilmiş mobil takip cihazları sözleşmeleri, çalıştığını gösteren test sonuçları ve kullanıcı eğitim belgeleri (Bu zorunluluk Kocaeli ili hariç 01.01.2015 tarihine ertelenmiştir.)

  18. Türk Standartları Enstitüsü'nden alınmış uygunluk belgesi

  19. Araç fotoğrafları (ön, arka, sağ ve sol)


  20.  

 

Hazırlanan dosya Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'ne teslim edilir ve lisanslandırma süreci başlatılır. Aracın İl Müdürlüğü uzmanları tarafından tekrar kontrol edilmesi illere göre değişiklik göstermektedir. Tehlikeli atık taşıma lisansı almaya hak kazanan firmalar lisans bedelini Bakanlık kurumsal tahsilat hesabına yatırarak lisans belgelerini alabilmektedirler. Firmaların ve araçların lisans alma süreçleri İl Müdürlükleri açısından ülkemiz genelinde değişiklik gösterebilmektedir. Ayrıca araç takip sistemlerinin seçiminde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı altyapısına entegre olan firmaların tercih edilmesi, yaşanması muhtemel sorunları ortadan kaldıracaktır.

Tehlikeli atıkların kontrolünün sağlanması sayesinde uluslararası standartlara uygun olarak sevkiyatının yapılması ve kaçak dökümlerin önlenmesi sağlanarak, hem çevrenin korunması hem de atıkların üretiminden nihai bertarafına kadar geçen süreç kontrol edilecebilecektir.

Volkan SÖNMEZ – ARTE ÇEVRE Mühendisi

Küçük İşletmeler İçin bir Çevre Yönetimi Çözümü: Eko Haritalandırma

Ara. 1, 2014

Eko-Haritalandırma; KOBİ’ler ve mikro işletmelerin çevresel performanslarını incelemek ve yönetmek için görsel, basit ve pratik bir çevre yönetimi aracıdır.

Eko-haritalandırma:

Çevresel verilerin elde edilmesi için basit, yaratıcı ve sistematik bir yöntem,

Firmanızın fiziksel gerçekliğini temel alan bir bilinçlendirme ve eğitim aracı,

Tüm çalışanların kullanımına açık kolay bir iletişim aracı,

EMAS ve ISO 14001 gibi çevre yönetim sistemleri için görsel bir yönetim aracı,

Firmaların çevresel davranış tarzındaki değişikliklerinin dinamik bir envanteridir.

KOBİ’ler ve mikro işletmelerde çevre yönetimi sorunlu bir alandır.

Küçük, orta ve mikro büyüklükteki işletmeler etkinliklerinin çevresel etkilerini yönetmekte somut sorunlarla karşılaşırlar.

Çevre yönetimi için gerekli araç ve kaynağa sahip değildirler.

Ancak en büyük sorun, bilinç ve davranışların değişimiyle ilgilidir.

Pazar artık çevresel konuları da dikkate almakta; firmalardan EMAS ve ISO 14001 gibi çevre yönetim sistemleri talep etmektedir.

Çok yakında en küçük firmalar bile, müşterilerine, kamu denetçilerine, sivil toplum kuruluşlarına, sigorta şirketlerine, komşularına ve meslek örgütlerine, işletmelerinde çevre yönetimi uyguladıklarını göstermek zorunda kalacaklardır.

Halihazırda geliştirilmiş eko-yönetim araçları olmasına rağmen, bunlar genellikle küçük ve mikro işletmeler için çok karmaşıktırlar.

KOBİ’lere çevre yönetimi konusunda yardımcı olmak için geliştirilen araçlar gittikçe artmaktadır. Ancak bu araçların çoğu küçük ve mikro firmalar için çok karmaşık olarak değerlendirilmektedir.

Firmalar bu araçların, sadece bürokratik işlemleri artıracağını düşünmektedirler.

Tüm Avrupa’da gittikçe yaygınlaşan EMAS ya da ISO 14001 gibi çevre yönetim standartlarına uymak ya da bu sistemleri kullanmak küçük firmaları korkutmaktadır.

Görsel, basit ve pratik araçlara ihtiyaç vardır.

Küçük yapılar taleplere göre ve sözlü kültüre dayalı çalışırlar. Bu yapılardaki çokça değişken, kimi zaman düşük eğitim seviyeleri ve belgelemeden çok görsel bir kültürün hakim olduğu 
gerçeği göz önünde tutulmalıdır.

Uygun araçlara ve desteğe gereksinim vardır.

Bir işletmenin çalışanlarını bir araya getirir; onların bilgi birikimlerini, sezgi ve deneyimlerini sorarsanız size kısa bir sürede firmanızdaki çevre yönetiminin genel bir resmini sunabilirler.

Çabuk ve görsel bir çevresel denetim, danışmanlar tarafından yapılacak pahalı bilimsel çalışmalara denk sonuçlar verebilir.

Maliyetsiz olarak hazırlanabilen eko-haritalar çevre yönetiminizin Polaroid fotoğrafları gibidir; bilimsel bir çalışmaysa yüksek çözünürlüklü bir görüntü elde etmenizi sağlar. Her ikisi de olumlu eylemler gerçekleştirmenize yardımcı olur.

Yol haritası tüm ülke demek değildir!

Eko-haritalandırma, çalışanları çevre yönetimine katan görsel ve kullanımı kolay bir araçtır.

Çevre yönetiminin iyileştirilmesine katkıda bulunan ve ISO ya da EMAS’a göre oluşturulacak daha formal bir çevre yönetim sistemi için sağlam bir temel sağlayan bir yol haritasıdır.

Eko-haritalandırma çevre yönetimi için aydınlatıcı bir araçtır:

Çevresel değerlendirme için pratik bir yöntem,

Eğitim ve iletişim için destekleyici bir araç,

Veri toplamaya yardım eden ve firmanız için çevresel dokümantasyonun temelini oluşturan 
bir araç,

Firmanızın çevresel sorunlarının tanımlanması ve önceliklerinin belirlenmesi için kullanılabilecek bir yöntem,

Firmada her seviyedeki çalışanın kullanımına uygun,

Yazılı prosedürler ve talimatlar olmaksızın tüm çalışanların katılabileceği bir çalışma,

Tüm paydaşlar için yararlı bir yöntemdir.

SLOGAN
“Küçük bir resim uzun bir konuşmadan daha fazlasını söyleyebilir!”

Ersin Çırak - ARTE ÇEVRE Mühendisi

 

Çevreci Oteller İçin: Yeşil Yıldız

Ara. 1, 2014

arte

ÇEVREYE DUYARLI KONAKLAMA TESİSLERİ BELGESİ (YEŞİL YILDIZ)

2050 yılında 10 milyar sınırına dayanması beklenen nüfus oranının ve sürekli ivme kazanan turizm hareketliliğinin çevresel etkileri gün geçtikçe daha çok hissedilmektedir.

- Tüketim ve ulaşımın neden olduğu enerji ve doğal kaynak kullanımı,
- Turistik tesis inşaatlarının neden olduğu çevresel etkiler,
- Atık üretimi,

gibi sorunlar turizm sektörünün çevresel etkilerine örnek teşkil edebilecek üç ana etmendir.

Turizmin temel kaynaklarından bir tanesi olan ekolojik kaynaklara etkiyen çevresel etkiler minimize edilemez veya tamamen ortadan kaldırılmaz ise turizm bundan ilk sırada zarar görecek sektördür.

Artan kamuoyu bilinci de turizm işletmecilerini bu konularda önlemler almaya zorlamaktadır. Öyle ki, otel müşterilerinin ekolojik etkileri daha düşük olan tesisleri tercih etmeleri eğilimi gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum internetteki rezervasyon sitelerinin çevreye duyarlı oteller listelerini ön plana çıkarmalarıyla anlaşılmaktadır.

Greenhotelier.com

 

 

 

environmentallyfriendlyhotels.com

Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de çevresel kirlenmeye bağlı olarak oluşan kamuoyu ve tercihlerdeki değişme, doğal kaynaklarda azalma vb. Nedenler kamu kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve üreticileri çevresel etkileri azaltmak üzere çalışmalar yapmaya zorlamaktadır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı da bu hususta, 22 Eylül 2008 tarihinde, sürdürülebilir turizm kapsamında, çevrenin korunması, çevre bilincinin geliştirilmesi, turistik tesislerin çevreye olan olumlu katkılarının teşvik edilmesi ve özendirilmesi amacıyla, çevreye duyarlı konaklama tesislerinin sınıflandırılması ve belgelendirilmesine ilişkin olarak TURİZM İŞLETMESİ BELGELİ KONAKLAMA TESİSLERİNE ÇEVREYE DUYARLI KONAKLAMA TESİSİ BELGESİ VERİLMESİNE DAİR TEBLİĞ'i yayımlamıştır.

 

Genel olarak yukarıdaki şemada belirtilen aşamalar sonucu yürütülecek sertifikalandırma süreciyle şunlar amaçlanmaktadır:

- Su tasarrufu,
- Enerji verimliliğinin arttırılması,
- Çevreye zararlı maddelerin tüketiminin ve atık miktarının azaltılması,
- Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşvik edilmesi,
- Konaklama tesislerinin yatırım aşamasından itibaren çevreye duyarlı olarak planlanmalarını,
- Turistik tesisin çevreye uyumunu, çevreyi güzelleştirici düzenleme ve etkinlikleri ve ekolojik mimariyi,
- Çevreye duyarlılık konusunda bilinçlendirmeyi, eğitim sağlanmasını, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılmasını,
- Bakanlığın bu konuda Avrupa Birliği kriterlerinin turizm sektöründe adaptasyonunun sağlanması.

Nisan 2014 tarihi itibari ile Türkiye'de 3925 adet işletme Turizm İşletme Belgeli tesis bulunmaktadır. Henüz bu tesislerden 67 tanesi Yeşil Yıldız sertifikası almaya hak kazanmıştır.

Ancak, daha önce Turizm İşletme Belgeli tesislere verilen elektrik desteğinin, 6 Eylül 2013 tarih ve 28757 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ÇEVREYE DUYARLI KONAKLAMA TESİSİ BELGELİ İŞLETMELERE ELEKTRİK ENERJİSİ DESTEĞİ HAKKINDAKİ Bakanlar Kurulu kararı ile sadece YEŞİL YILDIZ sertifikası sahibi tesislere verilecek olması, bu konudaki talebi arttıracaktır.

Ersin Çırak - ARTE ÇEVRE Mühendisi